Ne yazık ki neredeyse her gün, dolandırıcılar yeni bir yöntemle vatandaşları mağdur etmeye devam etmektedir. Son dönemde sıkça karşılaşılan dolandırıcılık yöntemlerinden biri de trafik kazaları üzerinden kurgulanan senaryolardır.
Yakın zamanda bir müvekkil tarafından tarafımıza iletilen olay bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Müvekkili arayan bir kişi, kendisini avukat olarak tanıtmış ve müvekkilimizin karıştığı trafik kazasında tam kusurlu olduğunu, karşı araçta oluşan hasarın sigorta kapsamında giderildiğini, ancak aracın tamirde kaldığı süreye ilişkin “araç mahrumiyet bedeli” (kira bedeli) talep edildiğini ifade etmiştir.
Devamında, normalde 20.000-TL ödenmesi gerektiğini, ancak “indirimli olarak” 15.000-TL ödenmesi halinde dosyanın kapatılacağını, aksi halde icra takibi başlatılması durumunda bu tutarın 35.000-TL’ye kadar çıkabileceğini söyleyerek müvekkilimizi baskı altına almaya çalışmıştır.
Daha da dikkat çekici olan ise, bu kişi tarafından müvekkile yazılı bir talep metni gönderilmesi, ayrıca kazaya ilişkin tutanak bilgileri, araç plakaları ve karşı tarafın kimlik bilgileri gibi detayların paylaşılmasıdır ki bu durum, ilk bakışta sürecin gerçek olduğu izlenimini vermekte olup son derece tehlikeli bir durumdur.
Müvekkil, kendisine gönderilen belgelerin de etkisiyle ödeme yapmak üzereyken, son anda tarafımıza danışmayı tercih etmiştir. Bu görüşme üzerine müvekkilden karşı araç sahibi ile doğrudan iletişime geçilmesi ve herhangi bir avukata vekalet verilip verilmediğinin sorulması istenmiştir. Bu yönlendirme ile müvekkilin karşı tarafla yaptığı görüşmede ne yazık ki karşı tarafın hiçbir avukata vekalet vermediği ortaya çıkmış; böylece dolandırıcılık girişimi son anda engellenmiştir.
Bu noktada akla gelen soru şudur: Bu kişiler kazaya ilişkin bu detaylı bilgilere nasıl ulaşmaktadır?
Ne yazık ki günümüzde kişisel verilerin korunmasına ilişkin ciddi zafiyetler bulunmakta; kimlik ve iletişim bilgilerinin yanı sıra, trafik kazalarına ilişkin tutanak ve benzeri belgelerin de üçüncü kişilerin eline geçebildiği görülmektedir. Bu durum, dolandırıcılık faaliyetlerini kolaylaştırmakta ve vatandaşlar açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır.
Peki böyle bir durumda ne yapılmalıdır?
• Öncelikle, sizi arayan kişinin beyanlarına doğrudan itibar edilmemelidir.
• Karşı araç sahibi ile doğrudan iletişime geçilerek durum teyit edilmelidir.
• Sizi arayan kişiden vekaletname bilgileri ve avukatlık bilgileri istenmelidir.
• En sağlıklı yol ise, güvenilir bir avukata başvurarak olayın hukuki boyutunun değerlendirilmesini sağlamaktır.
Özellikle belirtmek gerekir ki; hukuki bir alacağa ilişkin süreçler kural olarak resmi yollarla yürütülür. Telefonla yapılan bu tür baskı ve yönlendirmeler, çoğu zaman dolandırıcılık girişiminin bir parçasıdır. Nitekim bir avukatın, herhangi bir yasal süreç başlatmadan kazanç sağlaması pek mümkün olmadığı için bu şekilde tahsilat talep etmesi hayatın olağan akışına da aykırıdır.
Sonuç olarak; bu tür aramalara karşı dikkatli olunmalı, doğruluğu teyit edilmeden hiçbir şekilde hiç kimseye bir ödeme yapılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, acele ettirilmek ve korkutulmak, kişinin iradesini zayıflatmaya ve doğru karar almasını engellemeye yönelik olup dolandırıcıların en sık başvurduğu yöntemlerdendir.