YARGI İÇTİHATLARI

07.09.2022 Çarşamba
TESİS VE UYGULAMA KADASTROSU ARASINDAKİ SINIR FARKLARI
Tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu arasında farklılık bulunması halinde bilirkişi heyeti aracılığıyla kadim sınırların bulunması gerekmektedir.

T.C.

YARGITAY

16. Hukuk Dairesi

Esas No: 2015/9923

Karar No: 2015/11965

Karar Tarihi: 19.10.2015

Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi

istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler

okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Uygulama kadastrosu sırasında A.Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davalı A.. A.. ve

müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 98 parsel sayılı 1620 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 145

ada 101 parsel numarasıyla ve 1.894,15 metrekare yüzölçümlü olarak; davacı İ.. S.. adına tapuda

kayıtlı bulunan eski 718 parsel sayılı 3.818,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 145 ada 8 parsel

numarasıyla ve 3.342,77 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı İ.. S.., uygulama

kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve sınırlarının değiştirildiği,

eksikliğin ve sınır değişikliğinin davalıya ait 145 ada 101 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı

iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve

çekişmeli taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı İ.. S..

vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk sistemimizde, tapu siciline kayıtlı taşınmazların sınır güvenliğini, haritaların sağladığı ve

haritaların mülkiyet hakkının bütünleyici parçası olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle,

yasalarımızda, tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesinde, kayıtlar bir plana ve haritaya bağlanmış

ise bunlara değer verilmesi gerektiği benimsenmiştir. Ancak bu kabulün gerçekle örtüşebilmesi için,

harita ve planların doğruluk derecelerinin yüksek, zemini tam yansıtır ve her zaman uygulanabilir

nitelikte olması zorunlu bulunmaktadır. Bu noktada, kadastro çalışmalarının amacı da tapu sicilinin

gerektirdiği yüksek güvenirlikli haritaları oluşturmak suretiyle mülkiyet hakkını korumaktır. Ne var ki;

günümüze kadar üretilen kadastral haritaların önemli bir kısmı, teknik açıdan sorunların çözümüne

olanak vermediği gibi, veri kalitesi de parsel tabanlı bilgi sistemini oluşturacak haritaların

sayısallaştırılmasına imkan sağlayacak nitelikte değildir. Dönemlere göre farklı ölçek ve koordinat

sistemlerinde, farklı türlerdeki altlıklarla çizilmiş ve farklı üretim yöntemleriyle oluşturulmuş kadastral

haritalardaki farklılık; başka bir ifadeyle üretilen haritaların zemindeki gerçekliği tam olarak

yansıtmaması, kadastronun en büyük sorunlarından biridir. Bu nedenlerle, teknik açıdan yetersiz kalan,

uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği

anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi zorunlu olmuş; bu amaçla

ilk önce 23.06.1983 tarihli 2859 sayılı Yasa uyarınca yenileme çalışmaları (yenileme kadastrosu)

yapılmış, bu yasa ihtiyaca cevap vermeyince, 22.02.2005 tarih 5304 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı

Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi ile bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki

Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik" hükümlerine

göre çalışmalar (uygulama kadastrosu) yapılmaya başlanmıştır. Uygulama kadastrosu yapılırken

öncelikle zeminde bulunan ve ilk kadastro tarihinde de mevcut olan sabit noktalardan, aynı döneme ve

öncesine ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan bir dizi

teknik çalışmalardan sonra tesis kadastrosu haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, haritanın zemin

uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden kaynaklandığı tespit edilerek ada raporu

düzenlenmekte ve bundan sonra yukarıda sözü edilen yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesine

taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki

gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama

kadastrosuna ait haritalar üretilmektedir. Yukarıda kısaca açıklanan çalışmalar tamamlandıktan sonra

uygulama tutanakları haritaları askı ilanına çıkarılmaktadır. Askı ilan süresi içinde açılan tespite itiraz

davalarında, husumet yöneltilmesi gereken davalı, davacıya ait taşınmazda eksilmeye ya da sınır

değişikliğine sebep olan komşu parsel malikleridir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama

faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle,

nasıl bir araştırma yapılması gerektiği hususu önem taşımaktadır. Yukarıda yer alan açıklamalardan da

anlaşılacağı üzere, uygulama kadastrosu, önemli oranda bir mühendislik faaliyetidir. Hal böyle olunca

mahkemece, öncelikle denetime veri teşkil edecek ortofoto, tesis kadastrosu haritası, varsa bu haritada

değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu

sırasında yararlanılan diğer haritalar gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra

mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif

yapılmalı; keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan ilk tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut

olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine

işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, fen bilirkişisinden uygulama kadastrosuna esas teşkil eden bilgi

ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi

istenmelidir. Fen bilirkişi raporunda, ilk tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı,

uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması

halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit

edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama

kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlar ve "ada

raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı

ayrıntılar yer almalı; ayrıca birincisi, ortofoto üzerinde ilk tesis kadastrosuna ait harita ile uygulama

haritasını ada bazında, ikincisi çekişmeli taşınmazlar ve komşularını kapsar bazda ve üçüncüsü ise ilk

tesis kadastro haritası ile çekişmeli taşınmazların zeminini çakıştırır bazda en az üç adet harita

düzenlenmesi ve uygulama haritasında yanlışlık varsa, doğru sınırları gösterir harita tanzim edilmesi

istenmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte

değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun

amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama

kadastrosuna ilişkin davalarda çözüme kavuşturulamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut

olayda; fen bilirkişisi, mahalli bilirkişilerin iki taşınmaz arasındaki kadim duvar olduğuna ilişkin

beyanlarını esas alınarak, iki taşınmaz arasındaki sınırın nizalı bulunmadığı gerekçesi ile uygulama

kadastrosu ile belirlenen sınırın gerçek ve doğru sınır olduğunu raporunda belirtmiş mahkeme de bu

raporu esas alarak davanın reddine dair hüküm kurmuştur. Dairemizin geri çevirme kararı ile dosya

içerisine getirtilen ölçü krokisinde eski 98 (145 ada 101) parsel ile 77 parsel ile gösterilen taşınmazdan

ifrazen oluştuğu anlaşılan eski 718 (145 ada 8) parsel arasında herhangi bir duvar bulunmadığı

anlaşılmaktadır. O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle tesis kadastrosunun

yapıldığı en yakın tarihlere ait hava fotoğrafları getirtilerek, dosya keşfe hazır hale getirilmeli, bundan

sonra mahallinde yöntemine uygun şekilde keşif yapılarak, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve harita

mühendisi bilirkişiden yukarıda açıklanan niteliklere sahip rapor ve eki haritaları düzenlemesi

istenmeli; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre

bir karar verilmelidir. Temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü

ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene

iadesine, 19.10.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.