T.C.
YARGITAY
16. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/9923
Karar No: 2015/11965
Karar Tarihi: 19.10.2015
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi
istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler
okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Uygulama kadastrosu sırasında A.Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davalı A.. A.. ve
müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 98 parsel sayılı 1620 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 145
ada 101 parsel numarasıyla ve 1.894,15 metrekare yüzölçümlü olarak; davacı İ.. S.. adına tapuda
kayıtlı bulunan eski 718 parsel sayılı 3.818,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 145 ada 8 parsel
numarasıyla ve 3.342,77 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı İ.. S.., uygulama
kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve sınırlarının değiştirildiği,
eksikliğin ve sınır değişikliğinin davalıya ait 145 ada 101 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı
iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve
çekişmeli taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı İ.. S..
vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk sistemimizde, tapu siciline kayıtlı taşınmazların sınır güvenliğini, haritaların sağladığı ve
haritaların mülkiyet hakkının bütünleyici parçası olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle,
yasalarımızda, tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesinde, kayıtlar bir plana ve haritaya bağlanmış
ise bunlara değer verilmesi gerektiği benimsenmiştir. Ancak bu kabulün gerçekle örtüşebilmesi için,
harita ve planların doğruluk derecelerinin yüksek, zemini tam yansıtır ve her zaman uygulanabilir
nitelikte olması zorunlu bulunmaktadır. Bu noktada, kadastro çalışmalarının amacı da tapu sicilinin
gerektirdiği yüksek güvenirlikli haritaları oluşturmak suretiyle mülkiyet hakkını korumaktır. Ne var ki;
günümüze kadar üretilen kadastral haritaların önemli bir kısmı, teknik açıdan sorunların çözümüne
olanak vermediği gibi, veri kalitesi de parsel tabanlı bilgi sistemini oluşturacak haritaların
sayısallaştırılmasına imkan sağlayacak nitelikte değildir. Dönemlere göre farklı ölçek ve koordinat
sistemlerinde, farklı türlerdeki altlıklarla çizilmiş ve farklı üretim yöntemleriyle oluşturulmuş kadastral
haritalardaki farklılık; başka bir ifadeyle üretilen haritaların zemindeki gerçekliği tam olarak
yansıtmaması, kadastronun en büyük sorunlarından biridir. Bu nedenlerle, teknik açıdan yetersiz kalan,
uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği
anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi zorunlu olmuş; bu amaçla
ilk önce 23.06.1983 tarihli 2859 sayılı Yasa uyarınca yenileme çalışmaları (yenileme kadastrosu)
yapılmış, bu yasa ihtiyaca cevap vermeyince, 22.02.2005 tarih 5304 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı
Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi ile bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki
Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik" hükümlerine
göre çalışmalar (uygulama kadastrosu) yapılmaya başlanmıştır. Uygulama kadastrosu yapılırken
öncelikle zeminde bulunan ve ilk kadastro tarihinde de mevcut olan sabit noktalardan, aynı döneme ve
öncesine ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan bir dizi
teknik çalışmalardan sonra tesis kadastrosu haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, haritanın zemin
uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden kaynaklandığı tespit edilerek ada raporu
düzenlenmekte ve bundan sonra yukarıda sözü edilen yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesine
taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki
gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama
kadastrosuna ait haritalar üretilmektedir. Yukarıda kısaca açıklanan çalışmalar tamamlandıktan sonra
uygulama tutanakları haritaları askı ilanına çıkarılmaktadır. Askı ilan süresi içinde açılan tespite itiraz
davalarında, husumet yöneltilmesi gereken davalı, davacıya ait taşınmazda eksilmeye ya da sınır
değişikliğine sebep olan komşu parsel malikleridir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama
faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle,
nasıl bir araştırma yapılması gerektiği hususu önem taşımaktadır. Yukarıda yer alan açıklamalardan da
anlaşılacağı üzere, uygulama kadastrosu, önemli oranda bir mühendislik faaliyetidir. Hal böyle olunca
mahkemece, öncelikle denetime veri teşkil edecek ortofoto, tesis kadastrosu haritası, varsa bu haritada
değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu
sırasında yararlanılan diğer haritalar gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra
mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif
yapılmalı; keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan ilk tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut
olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine
işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, fen bilirkişisinden uygulama kadastrosuna esas teşkil eden bilgi
ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi
istenmelidir. Fen bilirkişi raporunda, ilk tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı,
uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması
halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit
edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama
kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlar ve "ada
raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı
ayrıntılar yer almalı; ayrıca birincisi, ortofoto üzerinde ilk tesis kadastrosuna ait harita ile uygulama
haritasını ada bazında, ikincisi çekişmeli taşınmazlar ve komşularını kapsar bazda ve üçüncüsü ise ilk
tesis kadastro haritası ile çekişmeli taşınmazların zeminini çakıştırır bazda en az üç adet harita
düzenlenmesi ve uygulama haritasında yanlışlık varsa, doğru sınırları gösterir harita tanzim edilmesi
istenmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte
değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun
amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama
kadastrosuna ilişkin davalarda çözüme kavuşturulamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut
olayda; fen bilirkişisi, mahalli bilirkişilerin iki taşınmaz arasındaki kadim duvar olduğuna ilişkin
beyanlarını esas alınarak, iki taşınmaz arasındaki sınırın nizalı bulunmadığı gerekçesi ile uygulama
kadastrosu ile belirlenen sınırın gerçek ve doğru sınır olduğunu raporunda belirtmiş mahkeme de bu
raporu esas alarak davanın reddine dair hüküm kurmuştur. Dairemizin geri çevirme kararı ile dosya
içerisine getirtilen ölçü krokisinde eski 98 (145 ada 101) parsel ile 77 parsel ile gösterilen taşınmazdan
ifrazen oluştuğu anlaşılan eski 718 (145 ada 8) parsel arasında herhangi bir duvar bulunmadığı
anlaşılmaktadır. O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle tesis kadastrosunun
yapıldığı en yakın tarihlere ait hava fotoğrafları getirtilerek, dosya keşfe hazır hale getirilmeli, bundan
sonra mahallinde yöntemine uygun şekilde keşif yapılarak, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve harita
mühendisi bilirkişiden yukarıda açıklanan niteliklere sahip rapor ve eki haritaları düzenlemesi
istenmeli; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre
bir karar verilmelidir. Temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü
ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene
iadesine, 19.10.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.