Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
08.12.2025 T.
2024/3996 E.
2025/5980 K.
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/844 E., 2024/2281 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/259 E., 2024/18 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılardan ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,14.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi ve bu konuda bir araştırma yapılması gerektiği heyetçe zorunlu görüldüğünden, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliğinin 21/3 maddesi uyarınca görüşmenin bırakıldığı 08.12.2025 tarihinde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin iş yerinin bitişinde bulunan ve davalıların sorumluluğunda ve kontrolünde olan dava konusu iş yerinde çatı izalasyonu tamiri ve tadilat işlemleri yapıldığı sırada meydana gelen yangın nedeniyle, müvekkiline ait iş yerinin ve içerisindeki malların zarar gördüğünü, davalılardan ...'in bina maliki, diğer davalının ise adam çalıştıran sıfatıyla oluşan zarardan müteselsil sorumlu olduklarını ileri sürerek; şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.11.2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile taleplerini 4.099.350,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; müvekkiline ait binanın çatı izolasyonu işi için diğer davalı ile anlaşılarak yapılan çalışma neticesinde, olay tarihinden en az on gün önce işin tamamlandığını, daha sonra son eksikliklerin giderilmesi için olay günü çalışan işçilerin dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeniyle davaya konu yangının meydana geldiğini, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, yokluğunda yapılan delil tespiti dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı... şirketi vekili; müvekkili ile meydana gelen yangın arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını, yokluğunda yapılan delil tespiti dosyasında hazırlanan bilirkişi raporu ile yangın ile ilgili teknik mütalaa adı altında sunulan raporların kabul edilemeyeceğini, bu tür yangın olaylarının çıkış nedenleri ve sair belirleme yetkisinin itfaiye müdürlüğüne ait olduğunu, dosya kapsamında yangının müvekkili çalışanlarınca çıkarıldığına dair kesin ve net bir kanıt bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılar arasında imzalanan 03.05.2019 tarihli inşaat yapım sözleşmesi gereği, davalı ...'in maliki olduğu işyerinin çatı izolasyonunun diğer davalı şirket çalışanları tarafından yapılması sırasında çıkan yangının, sirayet etmesi nedeni ile davacının iş yerinde bulunan malların yanmak sureti ile zarar gördüğü, alınan bilirkişi raporuna göre davacının imara aykırı olarak yaptığı çatı katı nedeni ile %50 müterafik kusurlu bulunduğu, davalı şirket çalışanının ise çatı izolasyonu sırasında gerekli önlemleri almadan tedbirsiz ve dikkatsiz davranmak sureti ile yangına sebebiyet vermesi nedeni ile %50 oranında kusurlu olduğu, inşaat işini yapan davalı şirketin, kendi çalışanının üçüncü kişilere verdiği zararı kusuru oranında karşılamakla yükümlü olduğu, sorumluluktan kurtulma koşullarının da dava konusu olayda gerçekleşmediği, bina maliki olan ve davalı şirketle işin yapılması için sözleşme imzalayan davalı ...'in, bu sözleşme kapsamında yapılan iş nedeni ile üçüncü kişilere verilen zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle; tespit edilen zararın %50'si olan 2.049.675,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; yangının meydana gelmesinde davalıların tam kusurlu olduğu hususunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, adam çalıştıranın çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğunu, yangın sonrası zarar gören çatının tekrar yaptırılmış olmasına rağmen sanki öncesinde de bu şekilde olduğunun kabul edildiğini, dosya kapsamındaki fotoğraflarda çatının eski halinin görülmekte olduğunu, bu nedenle Derece Mahkemelerinin müterafik kusur değerlendirmesinin yerinde olmadığını, dava konusu taşınmazların bulunduğu sanayi sitesindeki hiçbir binada bodrum kat bulunmadığını, bunun yerine tribleks şeklinde son çatı katının mevcut olduğunu, yapıyı müvekkilinin yapmadığını, bir kusur varsa bu kusurun müvekkiline ait olmadığını, davalı bina malikinin de taşınmazını aynı şekilde kullanmakta olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili; müvekkilinin yapı maliki olarak sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkiline ait binanın yapımında bir bozukluk ya da bakımında eksiklik olduğuna yönelik hiçbir tespit yapılmadığını, bu hususun varlığı, varsa zarar ile arasında nedensellik bağının olup olmadığı hususlarının araştırılmadığını, yangının müvekkilinin maliki olduğu binada çıkmadığını, dosya kapsamından zarara diğer davalı şirket çalışanlarının tedbirsiz çalışmalarının neden olduğunun anlaşılmakta olduğunu, tespit raporunun kabul edilmediğini, yanan mallarla ilgili belirleyici hiçbir açıklamanın delil tespiti isteyen tarafından yapılmadığını, yandığı iddia edilen malların hiçbirisinin davalının mali ve ticari kayıtlarında ve defterlerinde yer almadığını, eser sözleşmesi yapan müvekkilinin, yüklenicinin eylemlerinden sorumlu olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişsiz ve yetersiz raporlar olduğunu, Mahkemenin zarar değerlendirmesinin hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kötüniyetli davacının zarar iddiasını ispatlayamadığını, zarardan indirim nedeni yapılması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50, 51... . maddelerinin değerlendirilmediğini, zarar belirlenirken zarar görenin aldığı önlemlerin dikkate alınacağının Kanunun emredici kuralı olduğunu, davacının zararını önleyecek hiçbir tedbir almadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
3. Davalı... şirketi vekili; bilirkişi raporlarına yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını, itiraz edilen tespit raporunda belirtilen hasarlı malların tespitinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ile meydana gelen yangın arasında illiyet bağı kurulamayacağını, Derece Mahkemelerince davalılar arasında sözleşme olduğu belirtilmiş ise de, davalılar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, yangının çalışma bittikten iki saat sonra meydana geldiğini, sabotaj dahil her türlü ihtimalin araştırılması gerektiğini, tadilat yapılan çatıda membran işlerinin yangından dört gün önce tamamlandığını, davacının yüzde yüz kusurlu olduğunu, imara aykırı pencere açılmış olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
1. Davalılar arasında düzenlenen inşaat yapım sözleşmesi uyarınca, davalı ...'in maliki olduğu işyerinin çatı izolasyonunun, diğer davalı şirket çalışanları tarafından yapılması sırasında çıkan yangın sonucunda, davacının işyerinde bulunan malların yanmak sureti ile zarar görmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini için açılan eldeki davada, olayın meydana gelmesinde kusurlu olup, hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenlerin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, yine 6098 sayılı Kanunda düzenlenen kusursuz sorumluluk halleri kapsamında, meydana getirdiği zararlarda kusurlu olmasalar dahi yasal düzenlemelerde yer alan objektif özen ve gözetim yükümlülüğünü ihlal etmeleri sebebiyle zararın doğmasına sebep olan kişilerin, sorumlu tutulmalarında bir isabetsizlik bulunmadığı, çıkan yangın sonucu davacının işyerindeki malların hasara uğradığı, davalı şirket çalışanlarının çatı izolasyonu sırasında gerekli önlemleri almadan tedbirsiz ve dikkatsiz davranmak sureti ile yangına sebebiyet verdiği, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de davacının imara aykırı olarak yaptığı çatı katı nedeni ile oluşan zarardan müterafik kusuru nedeniyle sorumlu olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. 6098 sayılı Kanunun 470. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; eser sözleşmesinde yüklenici iş sahibinin ödemeyi üstlendiği ücret karşılığında bir eser meydana getirmeyi borçlanır. Eser sözleşmesinin konusu, bir sonuç ve herhangi bir biçim altında çalışma ile bütünleşmiş bir üründür. Bu kapsamda, genellikle emek unsuru ağır basan bir çalışma ürünü olup bütünlük arz eden ve ekonomik değeri olan her hukuksal varlık, maddi nitelikte olsun veya olmasın bir eser sayılmaktadır.
Eser sözleşmelerinde kural olarak, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunmamakta, yüklenici iş sahibinden bağımsız olarak üstlendiği işi sözleşme koşullarına uygun olarak tamamlayıp teslim etmeyi üstlenmektedir. Bu özellik dikkate alındığında; bağımlılık ilişkisi, bir başka deyişle iş sahibinin adam çalıştıran sıfatı bulunmadığından, eser sözleşmelerinin yerine getirilmesi ve işin yapımı sırasında yüklenicinin üçüncü kişilere zarar vermesi halinde, iş sahibinin zarardan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir. Ancak bu kesin bir kural değildir. İş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede; iş sahibine yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış olması halinde, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi kurulmuş olacağından iş sahibinin 6098 sayılı Kanunun 66. maddesi gereğince \"adam çalıştıran” sıfatıyla zarardan sorumlu tutulması gerektiği ve sorumluluk türünün de müteselsil (zincirleme) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur (Dairemizin 05.10.2017 tarihli ve 2016/7621 E., 2017/13439 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.).
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davalılar arasında düzenlenen sözleşmenin konusu gözetildiğinde, hukuksal niteliği itibarıyla bir eser sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Esasen bu husus davalıların da kabulündedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; itfaiye raporu ve bilirkişi kurulunca hazırlanan raporların, davalılar arasında düzenlenen inşaat yapım sözleşmesi gereği, davalı ...'in maliki olduğu işyerinin çatı izolasyonunun, diğer davalı şirket çalışanları tarafından yapılması sırasında, çalışanların dikkatsiz ve tedbirsiz çalışması sonucu yangının meydana geldiği, dinlenen tanık ifadeleriyle, sözleşme konusuna giren işleri kontrol, denetleme ve yükleniciye talimat verme yetkisi olduğu anlaşılan davalı ...'in, işin yapımı sırasında yüklenici tarafından üçüncü kişilere verilen zararlardan dolayı zincirleme (müteselsil) olarak ve adam çalıştıran sıfatıyla, davalı yüklenici şirketin ise kendi çalışanının üçüncü kişilere verdiği zarardan kusuru oranında haksız fiil nedeniyle sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda; derece mahkemelerince; yanılgılı değerlendirmeyle davalı ...'in bina maliki, davalı şirketin de adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu tutularak karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/4 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.Sonucu itibarıyla doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.